6 Kasım 2014 Perşembe

İstanbul 2017 Avrupa Yeşil Başkent Adayı(!)

Evet, yanlış duymadınız. İstanbul 'Yeşil Başkent' olduğunu, daha doğrusu olmaya aday olduğunu söyleyen bir şehir. 2010 Avrupa Kültür Başkenti olmuştu ve faaliyetlerini zaten sürekli kültürel faaliyetlerin olduğu alanlara sıkıştırarak bu konuya nasıl baktığını göstermişti. Şimdi ise 'Ben Yeşil Başkentim' demek istiyor. Buna aday oldu. Diğer şehirler şöyle:
  • Bursa (Turkey)
  • Cascais (Portugal)
  • Cork (Ireland)
  • Essen (Germany)
  • ‘s-Hertogenbosch (Netherlands)
  • Istanbul (Turkey)
  • Lahti (Finland)
  • Lisbon (Portugal)
  • Nijmegen (Netherlands)
  • Pécs (Hungary)
  • Porto (Portugal)
  • Umeå (Sweden)
Bursa'ya gittim ama çok da iyi bildiğimi söyleyemem. Diğer şehirleri de bilmiyorum listede yer alan. Bu şehirler arasında önce bi ön eleme yapılacak. Sonrasında ise Haziran 2015'te bu şehirler son sunumlarını yapacak ve uluslararası jüri de bu bilgiler ışığında kararını verecek. Yine Haziran 2015'te 2017'nin Avrupa Yeşil Başkenti belli olacak. Yalnız bu bilmemelerin arasında bir de bilme var: İstanbul defalarca olimpiyatlara aday oldu ve kazanamadı. Hazır olmayan bu kenti sürekli aynı yarışa 'yenilen pehlivan' misali düşünen yöneticiler, sanırım 'Yeşil Başkent' gibi bir konuda da 'Kültür Başkenti yapanlar Yeşil Başkent de yaparlar' gibi bir mantıkla hareket ediyor olabilir. Tabii işin gereklerini düşünmemiş olabilirler. Konu ülkemiz olunca kimin nasıl düşündüğünü kestirmek imkansızlaşabiliyor kimi zaman çünkü. 

İstanbul'a genel anlamda baktığımızda, hele de Galata/Karaköy tarafından tarihi yarımadaya baktığımızda Topkapı Sarayı civarı dışında neredeyse hiç yeşil göremiyoruz. Yeşil Başkent olabilmekle ilgili çeşitli konular var üzerinde durulması gereken ve jürinin de dikkat edeceği.

"Avrupa Yeşil Başkent Ödülü bir şehrin çevre-dostu kentsel yaşam sınırında yaşadığının kabul edilmesidir. Bu şehirler sürdürülebilir kentsel gelişim, vatandaşlarının ne istediğini dinleyen çevre sorunlarına yenilikçi sorunlar ortaya koyan şehirlerdir." Avrupa Yeşil Başkent sayfasında konuyu bu şekilde açıklamışlar. Burada en basitinden "vatandaşlarının ne istediğini dinleyen" kısmını dahi Gezi Parkı süreciyle, aynı zamanda şu anda devam eden Validebağ Korusu koruma çalışmalarını 'cami düşmanlığı'na indirgeyen ve mahkeme kararlarına rağmen inşaatına devam edilmeye çalışılan camii inşaatı konularını düşündüğümüzde İstanbul'un aday dahi olamaması gerekiyor. Vatandaşını dinlemekten bu kadar uzak, "kamu yararı olmadığı"na dair mahkeme kararına rağmen devam ettirilmeye çalışılan inşaatı savunan bir yaklaşımla "Yeşil Başkent" nasıl olunabilir ki?

Konuyla ilgili uluslararası Uzman Paneli her şehrin teknik değerlendirmesini 12 temel kriter üzerinden yapacak. Bunlar hava kalitesi; iklim değişikliği, azaltım ve uyum; yenilikçi çevre ve sürdürülebilir istihdam; enerji performansı; sürdürülebilir toprak kullanımıyla paralel yeşil kentsel alanlar; entegre çevre yönetimi; yerel ulaşım; doğa ve bio-çeşitlilik; akustik çevre kalitesi; atık üretimi ve yönetimi; atıksu arıtma; ve su yönetimi. Bu değerlendirme kriterlerine göre finale kalan şehirler belirlenecek.

Belediyemiz tanıtım ve reklam konusunda gerçekten kendisini ve birçok özel firmayı da aşmış durumda. Yaptığı ve (seneler sonra kullanıma girecek dahi olsa) yapacağı çalışmaları/yatırımları kentin her tarafında (sayısı aşırı derecede fazla olduğunu düşündüğüm) açık hava reklam panoları ve diğer reklam aygıtları vasıtasıyla fazlasıyla tanıtım yapıyor. Yalnız defalarca aday olduğumuz ve bir türlü de alamadığımız olimpiyatlar gibi olacak gibime geliyor bu seferki yarışma. Tabii jüri İstanbul gibi bir şehrin, en azından, bu vasıtayla yeşillendirileceğini düşünerek bize de verebilir bu ünvanı. Orasına birşey diyemeyeceğim.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi yenilikçilik konusunda o kadar ileri gitmiş durumda ki, yeşil alanı insanların yaşadığı yerlere değil, otobüslerin üstüne yapma gibi bir tasarrufa dahi gitmiş durumda.

Fotoğraf 1: Botobüs

Anlamadığım konu yeşil kentsel hayatla içiçe değilse, dinlenmek amaçlı oturduğumuz parkta çevremizde ağaçtan, çimden daha çok beton/parke taşlı yürüme yolları göreceksek, hatta etrafı tamamen binalarla çevrili sadece gökyüzünü görebildiğimiz ufacık parklarımız nadiren varken bu yarışmaya girmek hangi akla/amaca hizmet ediyor? Varolan parkların içi dahi yeşilden, çimlerden arındırılıp bu alanların içindeki beton oranı sürekli artırılıyor. Endüstriyel parklardan oluşan yeşil alanlarımız oluyor.
Fotoğraf 2: Göztepe Parkı'nın Eski Hali 

 Fotoğraf 3: Göztepe Parkı'nın Yeni Hali

Endüstriyel park derken kastettiğim Göztepe Parkı'nın alttaki fotoğrafına baktığınızda anlaşılacaktır. Başkalarını bilmem ama benim park kavramından anladığım çimenlerinde oturabileceğim, birkaç bankı olan, arada da çok fazla alan kaplamayan yürüme yolları olan alandır. Reklam tabelaları olan değil.  Alttaki sevmediğim endüstriyel park tipine giriyor. Yeşilin olması gereken yerde yeşilden başka herşey var. Kastettiğim çiçekler değil, şekil verilmiş, doğal olmaktan milyon kilometre uzak görüntüler..

The Guardian'da bununla ilgili bir yazı çıkmış. Adamlar buna CHP sözcüsünün dediği gibi "şaka" demişler. Gerçekten de şaka gibi.

Daha geçende bir arkadaşımla konuşurken söyledi, "Son geldiğimde o neydi? İstanbul'un her tarafı inşaat olmuş!" dedi. Bu kadar inşaat varken, şehrin merkezi denebilecek, nefes alma yerleri parklar imara açıp rant sağlamaya çalışılırken, "Yeşil Başkent" tanımı aşırı iddialı olduğu gibi "baştan kaybedilmiş bir yarış" gibi geliyor bana. 

Yalnız yazıya bakınca, bir de diğer aday kentlerin uydu görüntülerine bakınca durumun vehametini anlamak çok daha kolay oluyor. Tam da bu noktada İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bu yarışmanın koordinatörlerine bir önerim olacak. Zorlu Centre'ı tepeden görenler bilir, aşağıdakine benzer bir görüntü vardır: 

Fotoğraf 4: Zorlu Centre 

Biraz daha yukarıdan bakarsanız, büyük oranda yeşil bir bina görürsünüz. Halbuki bu yeşilliğin insanların gezdiği alanlarla pek fazla alakası yok. Üst taraf zaten insanların gezdiği yer değil, görüntü açısından yapılmış bir yer. İşte benim önerim de bu konuda. Botobüs başarılı bir proje olarak yukarıdan bakınca görünen yeşil alanı artırması açısından oldukça önemlidir ve başlangıçtır. Benzer bir çalışma da çatılarda yapılabilir fakat Mayıs 2015'e kadar çok da fazla zaman kalmadığı için bence İBB hızlı bir şekilde yönetmelik yayınlayıp tüm çatıların yeşile boyanmasını bina sahiplerinden talep edebilir. Bu durumda uydu görüntüsü olarak yemyeşil bir görüntü ortaya çıkacağından şansımızı bir nebze artırabiliriz bence. Tabii halkını dinleme, hava kalitesi, iklim değişikliği azaltım ve uyum, sürdürülebilir toprak kullanımıyla paralel yeşil kentsel alanlar, yerel ulaşım, doğa (!) ve bio-çeşitlilik (!), akustik çevre kalitesi gibi konularda neler yapılacağını da artık İstanbul'u aday gösterenler değerlendirebilir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder