15 Ekim 2014 Çarşamba

Gidesim var yine


Gidesim var yine..
Bu kez daha uzun süreliğine ama. Gidip kalmak. Bir yerlerde. Öyle birkaç günlüğüne değil. Birkaç aylığına da değil. Birkaç seneliğine gitmek. Uzaklaşmak buralardan. Gidip dinlemek kendimi. İçimi. Ruhumu. Çok yoruyor bu memleket insanı.

Sene 2002 sonları. Üç arkadaşımdan ikisi İspanya'ya, diğeri Avusturya'ya gitti. Ben de düşündüm sonra. Anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite derken onyedi senedir aralıksız okula gitmiştim. Okulu sevmemek değildi kafamdaki. Sadece eğitime biraz ara vermekti. Daha önce duymuştum bir yerde.:
Birkaç kişi yerli birini kılavuz olarak alıp Amazonlarda gitmek istedikleri yola doğru gidiyorlar. Hızla yol alıyorlar birkaç gün, arada ufak dinlenme molaları vererek. Sonra birden kılavuzları olan yerli yere oturuyor ve gözlerini kapatıyor. Adama sesleniyorlar, ses yok. Bekliyorlar akşama kadar. Yerli gözlerini açıyor. Soruyorlar niye öyle oturup kaldığını. Aceleleri olduğunu. Beklemeye çok tahammülerinin olmadığını. Yerli ise son birkaç günde çok hızlı gittiklerini ve ruhunun gerilerde kaldığını söylüyor. Ruhunun kendisine yetişmesi için beklediğini anlatıyor.

Benimki de öyle birşeydi. Yorulmuştu zihnim. Gerçekten yorulmuştu onca sene eğitilmekten. İşime yarayacak, yaramayacak bilgilerle dolmaktan yorulmuştum. Dinlenmek istiyordum. Dinlenip kafamı toparlamak. Belki de ruhumun beni tekrar yakalamasına yardımcı olmak. İzin vermek buna. Tatildi yapmak istediğim biraz da. Ya da "Mehr als Urlaub" yani Köln yerel dergisine verdiğim röportajda söylediğim gibi, "Tatilden daha fazlası" idi bulduğum. Güzel olmuştu. Dinlenmişti, hem bedenim hem de ruhum. İnsanın evden çıkıp işe gittiğinde işe varış saatini tam olarak bilmesinin neler yapabileceğini tezahür edebilir misiniz? Ben edebildim bunu. Hem de bundan 11 sene önce. Dakika şaşmazdı. Böylece hayatınızı düzene sokabiliyorsunuz. Elinizde olmayan konular düzenli ve yerli yerinde olunca, kalan herşey elinizde olmuş oluyor. Kızacak kimse ya da birşey yok.

Sonrasında zaman geçti tabii. Tekrar bir keşmekeşin içine girdim. Zaman geçti. Bitmesinin üstünden neredeyse on sene geçti. Bu on sene içinde yaşadığım keşmekeş, hayatın düzeninin değişmesi, bir orada, bir burada olmam, sürekli bir değişim, düzensizlik içinde düzensizlik, dengesizlik içinde dengesizlik derken bir de baktım bu son on sene beni önceki onyedi seneye göre daha çok yormuş sanki. Yaşın ilerlemesi de var bir yandan. Eski enerjim yok. Gülmek başka birşey. O hep var. Üç yaşındayken de vardı, yedi yaşındayken de, onyedimde de, yirmiyedimde de. Yetmişyedimde de olacak yine. Enerji başka birşey. O bazen var, bazen yok. Sinüs eğrisi gibi. Bir inip bir çıkıyor. Harmonikli sinüs eğrisi ama. Düzensiz çünkü.

Şimdilerde yine diyorum, gidesim var diye. Evet, var gidesim. Öyle birkaç günlüğüne değil ama. Birkaç aylığına da değil. Birkaç seneliğine. En azından bir sene olsa, gerçekten de güzel olacak. Düzenli, sakin, rahat bir yerde, düzenli, sakin, rahat bir hayat. Bol gezmeli, bol görmeli, bol fotoğraflı..

Sonunda mı? Sonunda yine kaosun merkezine dönüş: İstanbul'a dönüş..

Kim bilir?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder